içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

İnan Es-Es… İşte o büyük gece… Şampiyonluk gelince… Bu şehir yıkılacak!

Duyduk, okuduk ki takımdaki sevilen futbolcu arkadaşların bazıları daha başka kulüpler ile anlaşmışlar. Üstelik bu kulüplerin ikisi aynı ligde rakibimiz. Hayırlısı olsun ne diyelim.

 

2019 yılı içerisinde -9'a izin veren ya da elinden bir şey gelmeyen yöneticilerden başlayarak taaa bilmem nereye kadar sövgülü eleştiriler yapmanın rahatlatıcı bir etkisi bile yok artık.

 

Ayakları yere basan, sağlam, Es-Es sevdasındaki samimiyeti tartışılmaz, dürüst bir yönetimin olduğunu düşünüyorum, ve fakat gerçeğin bu olması, çoğunluğun böyle düşünmesi gidişatın gerçeğini oyalasa da sanırım değiştirmiyor.

 

Hayır asla kötümser değilim, gerçekçi davranmaya ve bizi bekleyen süreci sindirmeye çalışıyorum sadece. Taraftar olarak ne yapabilirimi düşünüyorum. Ve halimize bakıp ah vah etmek yerine doğru teşhisi koyarak devam etmeyi ve ömrümün geri kalanında taraftarı olacağım Eskişehirspor’un başarılı günlerini görmeyi umuyorum.

 

 Biraz daha yukarıdan baktığımızda Türk futbolunun konumu ve sevgili Es-Es ‘in bulunduğu yere daha açıklayıcı cevaplar bulabiliyoruz. Kulüpler bazında egale edilememiş UEFA kupası, milli takımda bir daha yanına yaklaşılamamış dünya üçüncülüğü 2000'li yılların hemen başında kaldı. Hemen hemen 20 sene olmuş. Bu süreçte ligimizi ve futbolumuzu domine eden kulüplerin kendi aralarındaki sidik yarışının dışında, ki artık kabak tadı verdi, başka bir kulüp yada milli takım başarısı yok. Arada Bursa şampiyon oldu çok şükür, bu sene Sivas ile Başakşehir umudumuz. Sivas’ın şampiyon olması ya da Başakşehir’in çok manidar olacaktır. Ve Anadolu kulüplerinin hedef çıtasını daha da yükseltecektir. Kim bilir 2030 ‘a kadar belki biz de süper lig şampiyonu olup Barcelona’yı Eskişehir de ağırlayacağız.

 

Türk futbolunun ekonomik çöküşü devamlı siyasi, çıkarsal ve hesaplı desteklerle uzatılmaya çalışılıyor. Limitler getiriliyor, banka kredileri ayarlanıyor.Bakınız Ali Koç üyelerden SMS ile destek talep etti. Bu minvalde Es-es için yapılan kampanyaları küçümsememek lazım. İsteyen Ali Koç, nedeni Fenerbahçe. Demek ki başkanın zenginliği de kulübün ekonomisini kurtarmaya yetmiyor.

 

Tabi bu sadece bizim ya da Fener’in sorunu değil, borçsuz kulüp çok az. İyi yönetilen kulüp çok az, gelecek planı olan kulüp çok az. Bakınız Altınordu yetiştirme bedeli olarak Avrupa'da oynayan iki futbolcunun olursa transferinden yüzde alacak. Ama Altınordu hesabını bilerek süreci yönetiyor. 4 büyüklerin borç yükü 10 milyar lirayı geçmiş sanırım. Şampiyonluk yaşamış Bursa tekrar lige çıkma derdinde, çıkamazlarsa onları da zor günler bekliyor. Yani başarıyı her anlamda sürdürmek kolay değil, hem sportif, hem yönetsel ve finans olarak. Samsun, Kocaeli… bu takımların da saygıdeğer mazileri var tabi. Bir de mevcut sistem ve yapının negatif etkisini göz ardı etmemek lazım.

 

Dönelim kendimize; dönüp yine bizim çocuklara, alt yapıya,  buraya oyuncu kazandıranlara sarılalım. Birbirimize taraftarlığımıza, ne olursa olsun Es-Es aşkına. Gelişlerinden hayır beklediklerimizi giderken hayırsızlıkla suçlamayalım, zira ne faydası var ne anlamı. Jesse son iki maçta zaten asılmıyordu, kafada işi bitirmişti. Parasını tıkır tıkır da saysan oynamayacaktı belki, gitme fırsatını bulmuşken. Tek tek sayabiliriz, mevzu bu değil. Galatasaray Tarık Çamdal’ın intikamını aldı da diyebiliriz.

 

Başkan acil para lazım diyor, zor. Yakın geçmişi kerteriz alınca çok zor. Bu durum gemi dümeninin kitlenmesine benziyor. Herkes gidişatın farkında ama elden bir şey gelmiyor psikolojisi. Yine de bu takımın ve şehrin batmaktan çok karaya oturması muhtemel bir inadı var. Belki bir lig daha ineriz, belki hala dipte değiliz. Dövize bağlı olduğu için kimisi, başkanın dediği 200 milyon lira borcu varmış kulübün. Bu borcu biz yapmadık yani taraftarlar, şimdiki yönetim de ama sonuçları bizim derdimiz. Çünkü biz Es-Es’liyiz. 

 

Biz tribündekiler, yani taraftar savaşan ve mücadeleyi bırakmayan bir takımı;  Jesse, Sissoko, Marko, Berkay vesaireli bir takıma her zaman tercih ederiz. Sahada duruşunu bozmayan çalışkan futbolcuları ittirir sonuca götürürüz. 

 

Şanlı tarihimizle övündüğümüz, Anadolu’nun İstanbul hegomonyasına başkaldıran liderliğimizi unutmadan, ama kendimizi bunlar ile avutmayı bir kenara koyarak yapılabilecek birçok şey var. İlki gidip maçlarda takıma destek vermektir. Özellikle İngiltere futbolundaki taraftar tutumu takdir edilesi geliyor bana. İki alt liginde her maçta dolu tribünler. İşte bunun gibi Eskişehirspor’ luluk, yani taraftarlık, takımı oluşturanlardan, yönetenlerden, sponsor olanlardan öncedir bizde de. Takımın gerçek sahibi taraftardır. Aidiyet duygusunun onur ile tamamlanmasıdır, şahsi başkaldırıların vücut bulmuş, organize olmuş halidir. Bu zor zamanlarda taraftarlık vazifemiz daha da önem kazanıyor. İkincisi ise Eskişehirspor taraftarlığını yeni nesillere kompleksiz, hak ettiği gibi aktarmaktır. Biz tribünde buluşarak ve takımımıza destek vererek esasında Eskişehirspor taraftarlığını ve sevgisini geleceğe taşıyoruz, yıllarca sonraki maçlarda tribünü dolduracaklara, umudu ve özlemi ve hayalleri taşıyoruz geleceğe, belki Barcelona ile şampiyonlar liginde aynı grupta olmaya.

 

Daha zor günler gelebilir; biz ateşin koru olup bir daha tutuşabilmesi için onu yaşatıyoruz. Kızmanın, küsmenin anlamı yok, geçmişte yapılan pisliklerden, yanlışlardan, ve kabuğumuzdan arınıyoruz.

 

Gelecek bizimdir. 

 

İnan Es-Es…

 

İşte o büyük gece…

 

Şampiyonluk gelince…

 

Bu şehir yıkılacak!

Bu yazı 16416 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum